ANLATACAK NEYİN VAR

ANLATACAK NEYİN VAR?

Şubat ayının son günlerinden kaleme alıyorum bu yazımı. Bir aciz kızın fesleğenini seyreylerken bir yaprağının gözlerinin önünde solup nasıl düştüğünün yazısıdır bu yazı. Biraz hırçın Ömer öfkesi, biraz sakin Yunus sukutu barındırır içinde hayra vesile ola…
Evvela ben aciz, ilahiyat fakültesi son sınıf öğrencisi bir TDV öğrencisiyim. Son sınıf olmam hasebiyle herkesin beklentisi olan sıradan bir Müslüman hanımım. Bakın dikkat önce kimlik, “Müslüman bir hanım”.
Affola gelen sorular hala” oruçluyken sakız caiz mi sen ne diyorsun? Abdestliyken bir arkadaşıma küfür ettim abdestim bozulmuş mudur ha ne dersin?” Ya da bir tık ötesi “sizin camia evrim var diyormuş tövbe estağfurullah hele sen ne diyorsun? “ tam ağzımı açacağım;” Ya da dur sende felsefe seviyordun kesin sende var diyorsundur.” Soruları olunca işte sözün bittiği yer tam da burası oluyor.
Şimdi diyorsunuzdur ki “e sen bu bölümü okudun tabi cevaplayacaksın. “ ‘Tanrı bizi korusun’ hemen orada şöyle bir beş yıl kadar geriye gidiyorum, kıymetli bir hocamın “aman güzel evlatlarım ne yaparsanız yapın Allah’ın rızasını gözetip, Allah’ın sevgisi ile insan sevgisini önceleyin” deyişi. İşte tam orada film kopuyor. Filmin koptuğu yer çok acımasız. Çünkü orada insanlık yok.
Çünkü beş yıldır olduğu gibi bugün de bir mazlumun gözyaşı evrim konusunun önüne geçemedi, ya da Kur’an’a abdestsiz dokunulur mu tartışmasının önüne ya da muhacir kardeşlerimiz için onların ne işi var ülkemde sorusunun önüne. Baksanıza öyle bir maddeleşmişiz ki arkadaşına küfür etmesinin sonucunda abdestinin bozulacağını düşüncesi yerine, acaba yaptığı kötü davranış ile önce onun kalbine sahip olan Allah’ı sonra da onu kırmış mıyımdır diye düşünmüyor. HasbunAllah ve nimel vekil… Hemen akıllarda şöyle bir soru biz 632’den bu yana güzel bir insan olmaya çalıştık mı hiç? Cevap mı?
Yemeğini dökene bakıp dökme Yemen aç diyorsun, ama midem diyor. Güzelliğini masiva ile yok edene görmez misin Suriye’de ki kadınlar türlü taciz ve tecavüze uğruyor diyorsun, ama o onların imtihanı diyor. Diyorsun ki Doğu Türkistan’a bak namaz önemli, ama zaman yok diyor.
Ahh işte anahtar kelimeye de geldik “Zaman” . Tıpkı zulme sessiz kalışımızda ki geçen zaman, tıpkı Allah’ı bir kez olsun zikretmeden geçirdiğimiz zaman ve tıpkı fesleğenimden bir yaprak daha düşerken ki geçen zaman. Hal bu ya bir fesleğen gövdesinden ayrılıp düşen yaprak misali Müslüman kimliğinden düşen insanlık gibi zaman.
Son sözlerime gelirken rahmet bol Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç ‘in bir sözü vardır gönül kapıma kazıdığım. Sizinle onu paylaşmak istiyorum müsaade olursa: “Biz iyi birer insan olmadan, iyi bir Müslüman olamayız.”
Velhasıl bize düşen eksik küçük bir parça muamelesi gören lakin var olma amaçlarımızdan biri olan o parça… Bu son cümlemle tüm yazımın kapısı herkese açık olup dileyen istediği anlamı heybesine koyup girebilir. Birde fesleğenim ve düşen yapraklarım ektedir dileyene ayna ola.
O vakit Sinan-ı Ümmi’nin şehri Antalya’dan herkese selam ve dua ile…